Uzun zaman sonra kağıda basılı birşeyler okumak ihtiyacı hissettim. Aslında ihtiyaç hissettim yanlış uzun zamandır yaşamadığım birşey olduğu için bir fantazi yaşamak istedim. Söylenmesi ve okunması en zor olan sanal kitapçımız ideefixe’den birkaç kitap siparişi verdim. Bugün kitaplar elime ulaştı. İçlerinden “eski ilgi alanıma” giren bir kitabı seçtim ve okumaya başladım.

Bundan üç dört sene öncesine kadar en büyük ilgi alanım gizli kapaklı şeylerdi. Ama benim gizli kapaklı şeylere olan merakım gizeme olan bağlılığım, gizemle hayatı algılamaya çalışmak ya da olayların perde arkasını görmek gibi sıradışı şeyler değildi. Benim bu gizli kapaklı şeylerle ilgili araştırmalarım sebebi bu tür belgelerde (eser demiyeyim çoğu sallamasyon) genel olarak oldukça fazla eğlence unsuru bulunmasıydı. İşin eğlencesi bir yana oldukça sıradışı fikirlere de rastlayabiliyordunuz. Sıradışı fikir derken deli saçmasından bahsediyorum, yani standart bir insana anlattığınızda size deli gözüyle bakacağı fikirlerden…

Ama huyum böyle ben okurken eğlenmeyi sevmek bir yana sıradışı, akla uygun gelmeyen, çoğu insanın size deli diyeceği fikirleri çok severim. Çünkü normal fikri herkes uydurabilir. Örneğin sokaktaki vatandaşlara tek tek “nasıl bir demokrasi” derseniz eminim hepsi size bir demokrasi abidesi gibi kulağına çalınmış birçok terim söyleyebilir hatta klişe cümleler kurabilir. Aynı adamlara bir de “bize yeni dünya düzeni lafı üzerine birkaç teori söyleyin” derseniz genelde cevap alamazsınız. Çünkü bunlar kulağa çalınmaz, merak uyandırmaz.

Oysa en büyük eğlence bu tür deli saçmalarındadır. Eğlencesi bir yana ufkunuzu da açar. En azından okuduğunuz şeyin gerçekliği ya da olabilirliği üzerine biraz düşünürsünüz, teoriyi çürütürsünüz ya da bir antitez geliştirirsiniz. Hatta daldan dala atlayıp günlerce saçma sapan şeyler de düşündüğünüz olur. Ama inanın bana bu tür şeyler çok eğlencelidir, düşünürken düşündüklerinize güler kimi zaman uygun olamyan durduk yere bir kahkaha patlatırsınız ( ve herkes sizin deli olduğunuzu düşünür. )

İşte bende bu tür kitaplar okumak üç-dört sene öncesine kadar bir saplantı durumundaydı. Bu alanlarda sayısız kitap okudum. Milli kütüphanenin kişileri indeksleme özelliği henüz olmadığı için kaç kitap okuduğumu bilmiyorum. Ama okula gidiyorum diye milli kütüphaneye gidip akşam eve dönerken sanki derslerden çok yorulmuş gibi rol yaparak aklımda kıvılcımlarla döndüğüm gün sayısı herhalde oldukça çoktur.

İşte ben uzun zamanını bu tür bilgilerle geçirmiş bir kişi olarak kitap okuma ihtiyacım geldiğinde ilk olarak böyle bir kitap alayım da biraz eğleneyim dedim. Aldığım kitabı da linkleyeyim : 13 Şeytani Kan Bağı İlluminati Hanedanlığı. Ne yalan söyleyeyim kitabın beş lira olması da bir diğer çekici yönü oldu benim için. Çünkü ben genelde bu tür kitaplara hiç para vermeden okuduğum için ve genelde bunlar eser statüsünde olmadığı için para vermeyi de haliyle gereksiz birşey görüyorum. Ancak şu sıra gece gündüz yoğun bir tempoda çalıştığım için milli kütüphaneye uğrayamıyorum. Eh napalım mecburen aldık. ( Yanında birkaç kitap ve bir DVD seti alıp kargoyu bedavaya getirmeye çalıştık. Bedavaya geldimi bilmiyorum ama aldığım diğer şeylerde bu tarzda olduğu için fırsat buldukça bu konulara gireceğiz. Okuyucuyu eğlendirmek asli görevimizdir. )

Neyse bir heves bir eski günleri yad etme isteği ile okumaya başladık. ( Huyumdur genelde kitap okurken bir kalemle bir sürü işaret yaparım. Özellikle dipnotlara -tabii varsa- özel bir ilgi gösteririm. Genelde okuduğum bu tarz kitap daha önce okuduğum bu tarz dört-beş kitabın toplamı olur. Bunu ancak işaretleyerek anlayabiliyorum. Yani aslında bu tarz kitaplar genelde daha önce yazılmış bir dizi kitapın bölük börçük parçalarıdır. Bununla ilgili bir matematiksel fonksiyon da yazılabilir. Yani 5 kitaptan nasıl 555 tane benzersiz ama aynı kitap çıkarılabileceğine dair… ) İşte bir yandanda işaretliyorum orasını burasını.

Derken 48. sayfaya geldim. Tam biritanyaya filan gelmiştik. Neyse diğer sayfaya geçince baktım bir bağ yok bir önceki paragraf ile. Sayfa numarasına baktım bir de ne göreyim. 48′den 65′e geçmişiz. Acaba çok hızlı okudum ve dikkatim dağılmıştıda farketmedim mi diye baktım ama gerçekten 48′ten 65′e geçiyor kitap. Sonra belki bu eksik olanlar ilerde karşıma geçer diye sayfaları karıştırdım ama maalesef eksik sayfalar yok. Onun yerine 80. sayfadan sonra tekrar 65′den başlamışlar. Yani kitapta 48 ile 65 arası yok, 65 ile 80 arası iki kere var.

İçimden ucuz etin yahnisi dedim. ( Tabii ki aldığım beş liralık kitap için tüketici hakem heyetine başvurup paramın iadesi ya da ürünün değiştirilmesi gibi talepler iletmeyeceğim. Helal olsun. ) Ama gene bu kitabın ilk 45 sayfası bile benim için beyinde öncelik sırası geriye düşmüş fikirlerin anımsatılmasını sağladı, bu bağlamda teşekkür etmek isterim açıkcası. Birkaç sayfası ile beni eskiye götürmüş öncelik sırası sonlarda olan bilgileri aklıma getirmiş ve beni heyecanlandırmıştı.

Sizler zeki okuyucular olarak tabii ki bundan sonra nelerden bahsedeceğimizi anladınız. Nasipse öyle şeylerden bahsedeceğiz ki kendimiz bile şaşıracağız. Bunu bize zaman gösterecek.

Leave a Reply

XHTML: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>